Yani şu gibi, bu gibi olmak… yani kendimizin dışında her şey gibi, herkes gibi olmak…!
Yani farklı bir profil oluşturmaya çalışmak..!
İki türbe ziyaretinden sonra tarihçi,
bir vakit ezan okuduktan sonra İmam,
bir iltifat sonrası manken olmak gibi…!
Yani kolay yoldan kimlik kazanmak…!
Her bir mesleğin, hobinin ve yaşam biçiminin kendine has kültürü, eğitimi ve adabı vardır. Bu donanımlara sahip olmadan “ben oldum” havasına girmek, kısa vadede tatmin eder.
Ancak o hal, bir bilen için büyük bir ıstıraptır..!
Bilgisiz Bilge, bilgisi yetersiz kalmaya başladığını anlayınca, abartmaya başlar.
Abartı ise belirli bir zaman sonra yerini yalanlara bırakmaya başlar…! Sonrasında… mevcut kişiliği ve oluşturmak istediği kişilik… her ikisi de kendisini terk eder…! Kayıp olan inandırıcılık, ciddiyetsizlik… , yani genel itibar bitmiş demektir. Tekrar kazanmak, enerji ister, bir rota ister, zaman ister, sabır ister… ister de ister.. zordur yani…! Yani olduğumuzun dışına çıkmadan her ne konuda olursa olsun, önce donanım şarttır…!
Abartılarla süslenen söylem ve teoriler.., kısa vade de başarılı kılar. Süreci bellidir…! Yani “GİBİ” “O GİBİ” “BU GİBİ” olmaya çalışmak, kişiyi kişiliğinden eder.
Var olanın, yapabildiklerimizin, bildiklerimizin ve tüm özelliklerimizin tercümanı, kendimizin rehberi olmak, bizi öz kişiliğimizin dışına çıkartmadan zirveye taşır. Yani kendi kişilimizde var olan öz kaynaklarımızla büyürüz.
İnsanın kendisini eğitmesi başlı başına bir emektir, bir konuda uzmanlaşmak ise, emekten fazlasını ister…! Genellikle emek vermeye hazır olmadığımızdan, yani zora gelemediğimizden, kolay olanı seçer…, gördüklerimiz “GİBİ” olmaya çalışırız.
HERHANGİ BİRİSİ “GİBİ” DEĞİL…, KENDİMİZ “GİBİ” OLALIM…!!


