İki yıla yaklaştı Kovid-19 ile tanışalı.
Biz onu hiç sevmedik ve hep kaçtık.
Ama o bizleri çok sevdi. Nereyi kaçtıysak, saklandıysak geldi bizi buldu ve virüsünü bıraktı.
Sonra dediler ki “Kovid’den kurtulmak için aşı olun.” “Eyvallah” dedik ve aşı olduk. Sonra “bir aşı yetmez” dediler. 2. aşı, 3. aşı derken kollarımz iğne izleriyle doldu. Eskiden maçlarda tuttuğumuz takımın çok gol atması için kullandığımız bir slogan vardı: “1,2,3 yetmez. 4,5,6 olsun.” Galiba aşılamada da bu böyle olacak…
Şimdi gelelim korona cezalarına. Bir tarafdan salgın hastalıkla uğraşırken, diğer taraftan da cezalarla ve ekonomik krizle uğraşıyoruz. Korona zamanında her yeri kapattınız, kısıtladınız. İşyerlerine önce “aşı olanlar girebiliecek” dediniz. Sonra 2 aşılılar, daha sonra da 2G+ (2 aşı+test veya booster) çıkardınız.
Esnaf tam belini doğrultmaya çalıştıkça yukarıdan kafasına vurup “sakın kafanı kaldırma” demeye başladınız.
Bir esnaf anlatıyor: Steindamm’da restoranımızı kapattık, temizlik yapıyorum. Kapı kilitli. Polis kapıyı tıklayıp, açmamı istedi. Bende birşey isteyecek sandım ve açtım. Masken niye tam takılı değil diye ceza yazdı. Kapalı dükkanda tek başıma çalışırken maske cezası yedim.
Bir öğrenci anlatıyor: Okuldan çıktım. Trene binip eve gidecektim. Tren istasyonundan çıkınca maskemi indirip çantamndaki ekmeğimden bir lokma ısırdım. Ordaki görevli “bu alanda maske takma mecburiyeti var” diyerek 40 Avro ceza yazdı.
Maske çıkarma alanı nerde başlayıp, nerde bittiğini hatırlamayan bir okul çocuğu açık alanda maskesini çıkarttı diye ceza yazılması normal mi? Uyarı yapmak yerine ceza yazmak en kolay yol olsa gerek.
Bu örneklere onlarcasını eklemek mümkün.
Her gün değişen kurallar ve kanunlar hem esnafı, hemde vatandaşı perişan etti. Önceden iki aşı yerine sayılan Johnson&Johnson aşısı, şimdi tek aşı olarak kabul ediliyor. Daha önce bu aşıyı olanlara karşı büyük bir haksızlık bu. Maç oynanırken kurallar değişmez.
Öte yandan korona ilk çıktığında ve tam kapatma olduğunda esnaflara verilen korona yardımları tek tek geri istendi. Ve yüzde 80 işveren bu paraları geri ödemek zorunda kaldı. Gönderilen mektuplarda öyle maddeler yazılıydı ki, “bunu doldurmaktansa geri ödemek daha kolay” dedirttiren cinsdendi ve nitekim de öyle oldu. Devlet kaşıkla verdiğini kepçeyle geri aldı.
Gelelim trafik cezalarına…
Dünyanın en kaliteli arabalarının üretildiği Almanya’da trafik cezaları ikiye katlandı. Caddelere dikilen park otomatlarındaki ücretler çok yüksek. Çift şeritli yollar, tek şeride düşürülerek bisiklet yolları yapılıyor. Üstelik birçok yerde park cezaları özelleştirildi ve adamlar ceza yazmak adeta yarış ediyorlar.
Tüm gelişmeler “Almanya sosyal devlet olmaktan çıkıyor mu?” sorusunu aklıma getiriyor. Hem Hamburg, hem de Almanya’yı Sosyal Demokratlar yönetiyor. Adları sosyal ile başlasa da uyguladıkları kurallar, kanunlar ve cezalar; sosyal olmaktan çok uzak. Adeta bütçedeki açığı vatandaşa ve esnafa ceza yazarak çıkarmaya çalışıyorlar.
Devlet vatandaşına tuzak kurmaz.
Sürekli esnafı kapatarak, ceza yazarak, vergi yükleyerek bu iş çözülmez. Politikalarınızı esnafı kalkındırmak ve yaşatmak için yapın.
Esnaf iflas ettiği zaman vergiyi kimden alacaksınız?
Aldığınız kararlarda esnafı hiçe sayarsanız; Ne olacak bu esnafın hali ?
Xxx
SON SÖZ:
Bir aileyi hayırsız EVLAT
Bir şöförü aşırı SÜRAT
Bir yiğidi geçimsiz AVRAT
Bir esnafı da Kovid-19 ve ASIK SURAT
yıkar.
Erdal Altuntaş/POST Kuzey Almanya Temsilcisi


