MACİT KARAAHMETOĞLU:
“AYRIMCILIKLA MÜCADELEDE VERİLERİN GÖSTERDİĞİ UYARI DEĞİL: ALARM”

Almanya Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’nin geçtiğimiz hafta açıkladığı son raporu değerlendiren Federal Meclis Milletvekili (SPD) Macit Karaahmetoğlu, ayrımcılığın yalnızca belirli alanlarla sınırlı olmadığını, iş hayatından sağlık hizmetlerine, konut piyasasından kamu kurumlarına kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını ve bunun somut bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi.
Mustafa Karaman
STUTTGART/BERLİN– Ayrımcılık bu ülkede giderek normalleşme riski taşıyan bir gerçek olduğunu belirten Federal Meclis Milletvekili (SPD) Macit Karaahmetoğlu, “Almanya Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’nin geçtiğimiz hafta açıkladığı son rapor, artık kimsenin görmezden gelemeyeceği bir gerçeği ortaya koyuyor. Rapora göre Almanya’da her sekiz kişiden biri, yani yaklaşık yüzde 13’lük bir kesim son yıllarda ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ediyor. Bu oran, göçmen kökenli bireylerde yüzde 21’e, Müslümanlarda yüzde 28,6’ya yükselirken, başörtülü kadınlarda ise yüzde 38,5 gibi son derece çarpıcı bir seviyeye ulaşıyor” dedi. Almanya’da ayrımcılık giderek normalleşme riski taşıyan bir gerçeklik taşıdığına dikkat çeken Federal Milletvekili Karaahmetoğlu, rapora göre Almanya’da ayrımcılık deneyimlerinin önemli bir bölümünün görünür hâle gelmediğini ve birçok kişinin yaşadıklarını çoğunlukla kendi içinde tuttuğunu gösterdiğini vurguladı. Karaahmetoğlu, “Bu konuda daha da çarpıcı olan şey ise şu: Ayrımcılığa uğrayanların büyük çoğunluğu susuyor. Yalnızca yüzde 13’ü bu konuda bir kuruma başvururken, sadece yüzde 3’ü hukuki yollara gidiyor. Bu veriler başörtülü bir kadının neredeyse her üç kişiden biri oranında ayrımcılığa maruz kaldığını gösteriyor” ifadelerini kullanarak birçok alanda yaşanan ayrımcılık daha önceki dönemlerde de sıkça gündeme geldiğinin altını çizdi. Federal Hükümetin ortağı bir partinin üyesi olarak, ayrımcılıkla mücadeleyi ciddiye aldıklarını vurgulayan Karaahmetoğlu, “Sosyal demokrat bir anlayış için eşitlik, yalnızca kâğıt üzerinde ve düzenlemeler ile değil, hayatın içinde, diğer deyişle pratikte de var olmak zorundadır. Bu konuda toplumu bilinçlendirmek, ayrımcılıkla mücadelenin önemli bir parçasıdır. Ayrımcılığa uğrayan insanın haklarını bilmesi için bilgilendirici kampanyalar yürütülmesi gerekir. İş başvurularında, konut arayışında, eğitimde ya da kamusal alanda isimler, inançlar ve görünüşler hâlâ belirleyici olabiliyorsa daha yapılması gerekenler var demektir. Bu bağlamda Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi’nin raporunu bir uyarı olarak değerlendiriyoruz” yorumunu yaptı.



