Türkiye; 2023 senesinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurulduğu 1923’den beri, ilk 90 yılda yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının oy kullanma hakkı yoktu. Fakat 2014’de bu hak verilince, bizim gibi yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın değeri de „siyasi“ olarak arttı.
Eskiden „döviz“ gözüyle bakılan yurtdışındaki seçmenler, şimdi ise „döviz“ + „oy“ olarak görülmeye başlandı.
Hal böyle olunca da şimdiye kadar varlığımızdan bile haberi olmayan ufaklı-büyüklü siyasi parti temsilcileri ve milletvekilleri, vatandaşı ziyaret etmeye, hal-hatır sormaya başladı. Özellikle 2023’de yapılacak seçim çalışmalarına start veren siyasi temsilciler, şimdiden kapımızı çalmaya başladı. Seçimlere kadar da bu kapılar iyice aşınacak gibi görünüyor.
Çünkü 57 ülke ve 120 civarındaki temsilcilikte, yurtdışında yaşayan yaklaşık 2 milyon seçmenin oy hakkı, seçim sonuçlarına etki edecek kadar önemli. Daha da önemlisi sandığa hiç gitmeyen yüzde 50 civarındaki seçmenin sandığa götürülmesi.
Peki oylarımız değerli ama Avrupalı Türklerin hakları için neler yapılıyor?
Bu konuda AK Partili Zafer Sırakaya, CHP’li Utku Çakırözer, DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu gibi bazı milletvekilleri, Avrupalı Türklerin haklarını zaman zaman mecliste dile getiriyorlar.
Alınan haklar geri verilir mi? bilemiyorum ama Avrupa’da yaşayan bir kişi olarak bizi en iyi anlayan ve anlatan kişi olma pozisyonunda önemli bir misyona sahip konumda olan, iktidar partili Zafer Sırakaya isteklerimizi meclise taşıması için kendisine büyük görev düşüyor.
Nedir bu isteklerimiz;
1-Emeklilikte 6 ay meselesi
Emekli olan vatandaşlarımız, Türkiye’de 6 aydan fazla kalması özel izinle olabiliyor. Özellikle süresiz oturum hakkı olmayanlar, 6 ayda bir giriş-çıkış yapmak zorundalar. Yoksa Almanya, oturumlarını iptal edebiliyor. Bu konuda Almanya ile anlaşma yapılıp emekli olanlar 2 yıl sorunsuz olarak istediği ülkede kalabilmesinin sağlanması.
2-Sağlık sigortası
3-4 yıl öncesine kadar Almanya’da yaşayan vatandaşlarımız, Türkiye’de kaldıkları sürece Alman Sağlık Sigortası (Krankenkasse) imkanlarından yararlanabiliyorlardı. Şimdi acil hastalıkların dışında hastanelere gidemiyoruz. Yani ölüm tehlikeniz yoksa hastane yok. Giderseniz de parasını cebinizden ödersiniz. Almanya’ya geri geldiğinizde parasını sağlık kasasından alma ihtimaliniz var!. Fakat bir de özel hastaneye gittiyseniz ve paranızı da geri alamazsanız işiniz zor.
Hele bir de emekliyseniz daha da zor…
Bu konuda vatandaşımızın ve özellikle emeklilerimizin isteği şu: „Durmadan ikamet adresini değiştirmek ve sorun yaşamak yerine, hangi ülkede kalıyorsak, kaldığımız süre içinde o ülkenin sağlık sigortasından faydalanalım.“
3-Araç cezaları
TBMM’de görüşülen torba yasasında Gümrük Kanunu’nda değişiklik yapılarak yurt dışındaki Türklerin Türkiye’ye beraberinde getirdikleri araçlara yönelik düzenleme yapıldı. Düzenlemeyle yurt dışından geçici ithalat rejimi kapsamında Türkiye’ye araçla gelen fakat yurt dışına geri dönüşlerde araçlarını taahhütname vermeden yurt dışına çıkan vatandaşlar yüksek cezalar ödedi. Örneğin Bodrum’da tatil yapan bir gurbetçimiz, feribotla günübirlik Yunan adasına gidip geldiğinde „yurtdışına çıkarken aracınızı gümrüğe bildirmeniz“ diye arabasının değerine göre yüksek cezalar ödemek zorunda kaldılar.
2022’de aracıyla Türkiye’ye gelen 13 bin yurttaşımıza, tam 400 milyon TL (21 milyon Euro) ceza kesildi. 27 Ekim’de yeni düzenlemeyle TBMM ceza miktarını 31 bin TL’den 1.880 TL’ye düşürdü. Hiç yoktan iyidir ama bu neyin parası?
Haraç mı?
Ceza mı?
Bu kural tamamen kaldırılmalı. Tatildeyken arabamı bırakıp, Batum’a veya Lefkoşe’ye gitmemin kime ne zararı var?
4-Araç çıkarma
Eskilerden yurtdışında belli bir süre çalışan kişiler Türkiye’ye gümrük ödemeden bir defaya mahsus araç çıkartabiliyordu. Bu hakkı kullanmayanlar da „permi“ adı altında bu hakkını başkasına devredebiliyordu. Bu kaldırıldı.
Örneğin 10 yıldan fazla yurtdışında kalmış ve emekli olanlara bu hakkın yeniden verilmesini istiyoruz.
Ömrünü gurbet elde geçiren bir kişi kendi arabasını gümrük ödemeden neden ülkesine getiremiyor? Getirirse devletimize ne zararı olur?
İsteyen yurtdışındaki aracını kullanır, istemeyen de TOGG alıp kullanır.
Kararı siyaset değil, vatandaş versin.
5-Araç süresi kısıtlaması
Avrupalı Türklerin, Türkiye’ye gelirken beraberinde getirdikleri kara taşıtlarına yönelik 2 yıllık kısıtlamanın 5 yıla çıkarılmasını ilk kez Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer mecliste gündeme getirdi. Bu öneriyi destekliyoruz. Yasak ve kısıtlamalar yerine vatandaşın haklarını genişleten bir hükümet, yurtdışındaki Türklerin oylarını ve gönlünü kazanacaktır.
6-Cep telefonları kısıtlaması
Telefonlara yönelik yapılan kısıtlamalar kaldırılsın. Global dünyada isteyen istediği yerden, istediği telefonu alsın, kullansın. Yurtdışından getirilen telefon fiyatlarını çıkartmak, belli bir süreden sonra kapatmak yerine, tıpkı İHA ve SİHA’larımız gibi yerli ve milli, daha güzel ve uygun fiyatlı telefon üretin ki, bunlara gerek kalmasın.
7-THY biletleri
Her zaman gündeme getiriyoruz. Türk Hava Yolları (THY) bilet fiyatları korona sonrası çok fazla arttı. Özellikle tatil zamanlarında artan fiyatlarla, „Türkiye’ye gelme, başka ülkeye git“ der gibi vatandaşlarımız adeta cezalandırılıyor. THY yarı özel bir şirket olduğundan hükümet isterse gerekli tedbirleri alabilir ve fiyatları indirtebilir. Zaten vatandaşımız Türkiye’ye geldiğinde harcadığı parayla ülke ekonomisine fazlasıyla katkıda bulunuyor.
Özellikle seçim öncesi getirilip, seçimden sonra kaldırılan „Aile, emekli ve engelli indirimleri“nin kaldırılmasını yanlış buluyorum. THY fiyatlarında indirime giderek vatandaşlarımıza kolaylık sağlamalı.
8-Askerlik durumu
Seçim öncesi 1.000 Avro’ya düşürülen, seçimden sonra 5.000 Avro’ya yükseltilen bedelli askerlik ücretini ödeyemeyen veya ödemek istemeyen birçok gencimiz, Türk vatandaşlığından çıkıyor. Buna da bir düzenleme getirilmeli. Özellikle bazı gençlerimiz „askerlik“ duygusunu yaşamak ve askeri üniformayı giymek hevesindeler. Bu konuda benim önerim; örneğin 1 ay askerlik yapmak isteyene 1.000 Avro, hiç askerlik yapmak istemeyene ise 2.000 Avro olabilir. Böylece askerlik duygusunu yaşamak isteyen gençlerimize de imkan tanınmış olur.
Alınan tüm bu kararların sadece „oy“ için değil, vatandaşının iyiliğini düşünerek yapan bir hükümet istiyoruz. Daha önceden verilen haklar geri verilir mi? bilemiyorum.
Ama yurtdışındaki seçmenler; „Döviz & Oy“ değildir.
SON SÖZ:
Bir kum tanesiyim ama
çölün derdini taşıyorum.
Erdal Altuntaş/POST GAZETESİ KUZEY ALMANYA TEMSİLCİSİ


