Eklem ağrılarıyla vedalaşmak mümkün mü?

Advertisements

Prof. Dr. Mustafa Çıtak, Avrupa’nın eklem cerrahisi alanındaki en önemli merkezlerinden biri kabul edilen Hamburg’daki Helios ENDO-Klinik’te başhekim yardımcısı, ve araştırma direktörü olarak görev yapıyor. “Eklem cerrahisinde, özellikle kalça ve diz protezi ameliyatlarında yüksek sayıda ameliyat yapmak çok önemli” diyen Çıtak, tecrübenin hasta sonuçlarına doğrudan yansıdığını vurguluyor.

 

Röportaj: Nebahat UZUN
Almanya’ya işçi olarak giden bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Prof. Dr. Mustafa Çıtak, bugün Avrupa’nın eklem cerrahisi alanındaki en önemli merkezlerinden biri kabul edilen Hamburg’daki Helios ENDO-Klinik’te başhekim yardımcısı, ve araştırma direktörü olarak görev yapıyor. Yılda yaklaşık 9 bin hastanın ameliyat edildiği hastanede Prof. Dr. Çıtak, her yıl yaklaşık 400-500 arasi kalça ve diz ameliyatı gerçekleştiriyor. “Eklem cerrahisinde, özellikle kalça ve diz protezi ameliyatlarında yüksek sayıda ameliyat yapmak çok önemli” diyen Çıtak, tecrübenin hasta sonuçlarına doğrudan yansıdığını vurguluyor: “Deneyim arttıkça komplikasyon riski azalıyor, hastalar çok daha iyi sonuçlar alıyor.”
Aynı zamanda Türkiye’de Kalça Diz Artroplasti Derneği (KADAD) Onur Üyesi olan ve Türkiye’nin yanı sıra bir çok ülkede, alanında uzman konuşmacı olarak bilimsel kongrelere davet edilen Prof. Dr. Mustafa Çıtak ile Post Aktüel okurları için sohbet ettik:

 

Diz ve Kalça Ağrılarında Beslenme ve Yaşam Tarzının Rolü
Prof. Dr. Çıtak’a göre şikâyetler; etnik köken, yaşam tarzı ve alışkanlıklara göre belirgin şekilde değişiyor. Türkiye’den gelen hastalarda en sık görülen şikâyet diz ağrısı. Özellikle uzun süre yürüdükten sonra, sabah yataktan kalkarken ya da kireçlenme ilerledikçe ağrılar artıyor. Hareket kısıtlılığı, eklemi bükememe ve zamanla ağrının kalçaya yayılması sık karşılaşılan sorunlar arasında. Bu tablonun temel nedenleri arasında beslenme alışkanlıkları ve obezite öne çıkıyor: “Vücut ağırlığı arttıkça diz ve kalça eklemlerine binen yük ciddi şekilde artıyor. Bu da kireçlenmeyi hızlandırıyor.”

Masa başı çalışanlarda tehlike başka yerde
Masa başında çalışanlarda eklem ağrılarından çok bel ağrıları ön plana çıkıyor. Prof. Dr. Çıtak, bu grupta ergonominin hayati önem taşıdığını söylüyor: “Yüksekliği ayarlanabilir masalar ve gün içinde hareket etmek, bu sorunların önüne geçebilir.”

 

Robotik cerrahi sonucu değiştirmeyebilir, ancak ideal yerleştirmede yardımcı
Almanya’da eklem protezi ameliyatlarında robotik cerrahi giderek yaygınlaşıyor. Prof. Dr. Çıtak, özellikle diz ameliyatlarında robotik sistemlerden faydalandıklarını belirtiyor. Ancak altını çizdiği bir nokta var: “Robotik cerrahi protezi daha ideal yerleştirmemize yardımcı olabilir ama sonucu belirleyen yine cerrahın tecrübesidir.” Kalça protezlerinde dünyada popüler hale gelen önden yaklaşım tekniğini kullanmadıklarını belirten Çıtak, ENDO-Klinik’te uzun vadeli sonuçları kanıtlanmış altın standart yöntemin tercih edildiğini söylüyor.

Protezlerin ömrü artık 30 yıla dayandı
Günümüzde kullanılan modern protezlerle diz ve kalça protezlerinin ömrü 25–30 yıla kadar uzamış durumda. Kalça protezleri, dizlere kıyasla daha az yüke maruz kaldığı için genellikle daha uzun ömürlü oluyor. Eskiden protezlerde kullanılan plastik materyallerin hızlı aşındığını hatırlatan Prof. Dr. Çıtak, son yıllarda bu materyallere Vitamin E eklenmesiyle aşınmanın ciddi ölçüde azaldığını belirtiyor.

Ameliyat sonrası en büyük hata: Sabırsızlık
Diz protezi ameliyatı sonrası hastaların en sık yaptığı hata sabırsız davranmak. “Diz protezinin tam iyileşmesi en az 3 ay sürer; bazı hastalarda bu süre 6–7 ayı bulabilir” diyen Çıtak, rehabilitasyonun hayati önem taşıdığını vurguluyor. Kalça protezinde ise ilk 3 ayda yapılan yanlış hareketler, protezin yerinden çıkmasına neden olabiliyor: “Özellikle 90 dereceyi aşan bükülmelerden kaçınılmalı. Çorap giyme gibi basit görünen hareketler bile risklidir.”

“Geçer” denmemesi gereken ağrılar
Gece ağrıları, otururken bile devam eden ağrılar ve yarım saat yürüyemeden durmak zorunda kalmak, ileri derecede kireçlenmenin habercisi olabilir. “Bu ağrılar varsa beklemek yerine mutlaka doktora başvurulmalı” diyor Çıtak.

Eklem sağlığı için altın tavsiyeler
Prof. Dr. Çıtak’a göre eklem sağlığını korumanın üç temel şartı var:
Dengeli beslenmek, fazla et tüketmemek, fazla kilodan kaçınmak, haftada 2–3 gün hafif ve düzenli spor yapmak.
Eklem dostu sporlar arasında yüzme, bisiklet ve batonlu yürüyüş öne çıkarken; tenis, ani dur-kalk içeren sporlar ve düz koşu, eklem ağrısı olanlara önerilmiyor.

Gelecek robotik ama merkezde yine insan var
Önümüzdeki 10 yılda robotik cerrahinin ortopedi alanında daha da yaygınlaşacağını belirten Prof. Dr. Çıtak, teknolojik gelişmelerin kaçınılmaz olduğunu ancak sonuçları belirleyen temel unsurun hâlâ insan faktörü olduğunu vurguluyor: “Yeni teknolojiler gelecek ve bugün ‘yeni’ dediğimiz sistemler çok daha ileri seviyelere taşınacak. Ancak sonuçlar büyük ölçüde aynı kalacak. Değişen şey teknoloji olacak, cerrahinin özü değil.” Robotik cerrahinin yaygınlaşmasının cerrahların yetersizliğinden değil; medikal şirketlerin robotik sistemlerle uyumlu yeni protezler geliştirmesinden kaynaklandığını ifade eden Çıtak, protezlerde uzun vadeli sonuçların zaten mevcut olduğunu hatırlatıyor: “Bazı hastalarda kullandığımız protezlerin 40 yıl dayanabildiğini biliyoruz.”

İyi cerrahi yetmez, doğru zaman ve doğru hasta şart
Prof. Dr. Çıtak’a göre diz ve kalça protezi ameliyatlarında en kritik konu yalnızca cerrahi teknik değil; ameliyatın doğru zamanda ve doğru hastaya yapılması. “Hastaların mümkün olduğunca erken ameliyat edilmemesi gerekiyor. Eklem kireçlenmesi ileri düzeyde değilse, hareket kısıtlılığı ve ağrılar yeterince artmamışsa, ameliyat sonrası sonuçlar her zaman iyi olmuyor.”
Ameliyat öncesi hazırlığın hayati önem taşıdığını vurgulayan Çıtak, özellikle kilo ve şeker hastalığına dikkat çekiyor: “Bu ameliyatlarda en büyük risk enfeksiyon. Uzun dönem şeker değeri 8’in üzerinde olanlar ya da vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan ileri derecede obez hastalarda enfeksiyon riski çok yükseliyor. Literatür, bu hastalarda ameliyatın önerilmediğini açıkça gösteriyor.”
Bu nedenle ameliyat kararının aceleyle verilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Çıtak, sözlerini şu uyarıyla tamamlıyor: “Hasta hazırlanmadan, riskler optimize edilmeden ameliyata girilmemeli. İyi sonuç; teknolojiyle değil, doğru hasta, doğru zaman ve tecrübeli cerrahla elde edilir.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Advertisements