Page 23 - Isviçre 2018
P. 23
Doğan Kardeş
lunun çocukları ise Paskalya tatili-
nin sevinci içindedirler. Uzak mem-
leketlerden gelme çocuklar hariç,
çoğunluk evci çıkıyor, okul idaresi
de tatilden istifade binada tamir işle-
rine girişiyor. Kalan az sayıdaki öğ-
renci de, hemen üç kilometre ötede,
Kinderhelm Gessler diye bir başka
okula yerleştiriliyor geçici olarak.
Burası hiçbir köye, kasabaya komşu
olmayan garip bir tatil okulu. Dört-
beş gün burada kalacaklar.
İTALYAN ARKADAŞ O gün 10 Nisan Pazartesi, hep birlik- layamadan mutlak ölümden kurtul-
te açık havada gezmişler. Müdür bey muş. Sonradan beş bin metreküp ol-
kafileye atıyla eşlik ediyor. Güle oy- duğu hesaplanan bir taş çığı, 19 kişi-
Doğan’ın Dario adında İtalyan naya şarkılar söylemişler, çimenler- nin üzerine göçmüş. İlkbaharla buz-
bir arkadaşı var, kafa dengi, hiç de yuvarlanmışlar, sonra acıkmış- lar erimeye başlıyor, sular kayaların
ayrılmıyorlar. Bu okulun haliyle lar. Dönüş yolunda, eteklerinden arasına sızıyor, gece don oluyor, ka-
yaları çatlatıyor...
geçtikleri bir dağ, derinden derine
bir de müdürü var, müdürün gürlemiş. Tam da o sırada derinler-
karısı ve birkaç aylık bebekleri. den gelen bir uğultu yankılanır kü- Zaten orada yüz yılda bir böyle gö-
Mevcut 20 kişi, her gün tan vakti çük çocukların kulaklarında. Uğul- çükler olurmuş. Doğan kardeşçik
de buna denk gelenlerden. On be-
tu gittikçe büyüyerek, baharın o gü-
uyanıp uzun kır yürüyüşleri zel günü karanlığa dönüşür. Ama şinin cesedi kayaların altından çıka-
yapıyorlar, müzik, spor, resim, müdür beyin atından başka bunu rılmış, dördü ise bulunamamış, ke- 23
oyun ve biraz da ders... işiten olmamış. Çok usta bir binici limenin tam manasıyla yok olmuş-
olan müdür bey, ‘‘parlayan’’ atın ye- lar. Bunlardan ikisi Doğan ile Da-
lesine yapışmış da ne olduğunu an- rio. Ayşe ve Kazım Taşkent çocuk-
larının bari bir mezarı olsun
diye oralarda oyalanırlar-
ken, Schwerzman adında
bir heykeltıraş çıkagelmiş.
O günler bütün Avrupa’yı
yasa boğan bu doğa afeti-
ni basından öğrenen adam,
onlara bir heykel hedi-
ye etmiş. Bu çıplak bir ço-
cuk heykeli, bire bir boyut-
ta, 10-15 yaşlarında bir ço-
cuk. Kollarını göğe kaldır-
mış, yakarıyor şeklinde bir
ağıt anıt.
Meğer, I. Dünya Savaşı sı-
rasında Çin’de görev yapan
İsviçreli misyoner bir karı-
koca da Taşkent ailesinin
akıbetine uğramış. Orada
kaybettikleri çocuklarının

